
Islandman
Islandman, bizim dünyamızda bir müzik üçlüsü ama gerçekte kurgusal bir karakter—var olmayan bir adadan ilham alan, vizyoner bir müzikal kimlik. Yola çıktıklarında, yollarının böylesine büyüleyici ve güzel yerlere çıkacağını asla hayal edemezlerdi.
Islandman’in bu yolculuğu onları Montreux Caz Festivali’nde En İyi Grup ödülüne, Bali’de bir Kecak dansına, Paris sokaklarındaki hikâyelere ve Bulgaristan’ın dağlarındaki kadınların kadim seslerine götürdü. Anadolu’da Aşık Veysel’den, Londra’da Worldwide FM’den, Mali çöllerindeki Tuareg’lerin hipnotik müziğinden ve hatta Elton John’un radyo programına konuk olmaktan ilham aldılar. Müzikal yolculukları, Boiler Room serisinde unutulmaz bir performans, Danimarka’da Bongo Ent. ile stüdyo seansları, Güney Amerika’nın en yumuşak kadın vokalleri ve yazıya dökülemeyecek kadar sayısız başka deneyimle devam etti.
Islandman, dünyanın dört bir yanından sıra dışı üyelerle küresel bir aile oluşturmayı başararak alternatif bir varoluş yarattı. Tolga Böyük’ün prodüksiyondaki keskin zekâsıyla derin bir hikâye anlatıcılığı, Erdem Başer’in dinleyiciyi farklı gerçekliklere götüren psikedelik gitar riff’leri ve Eralp Güven’in ritmik çeşitlilik barındıran dört vuruşluk kalıpları, Islandman’in performanslarını bir müzikal kliniğe—yürüdükleri yolların sesleriyle yoğrulmuş iyileştirici bir seremoniye dönüştürüyor. Dinleyicilerini derin ve samimi bir müzikal yolculuğa çıkarıyorlar.
Tıpkı tüm şifacılar, şamanlar ve kendini bilen ruhlar gibi, Islandman da konserlerinde dinleyicilerine tamamen farklı bir dünya sunuyor—alternatif varoluşların kapısını aralıyor. Bu kapıdan adım atmak ve diğer tarafta Islandman ile buluşmak ise, tamamen kişinin kendi niyeti ve hayalleriyle şekillenen benzersiz bir deneyim…


